Bütün suretleri kabul edecek bir hale geldi kalbim benim. 

Ceylanların otlağına döndü, keşişlerin manastırına. 

Put haneye döndü, tavaf edenlerin Kabe’sine kalbim. 

Tevrat levhalarına, Kur’an sayfalarına. 

Ben Aşk dininin müntesibiyim. 

Aşk bineği hangi yöne götürürse benim dinim, imanım orada.

Muhyiddin İbn Arabi
Kategori: Genel
Aşk
Benzer Yazılar Yorumlar

Hakk’ın Rahmeti bizim günahlarımızdan büyüktür.

Muhyiddin İbn Arabi
Kategori: Genel
Allah'ın RahmetiRahmet
Benzer Yazılar Yorumlar

Seven kişi, içindeki eriyiğin sürekli değişmesiyle rengini değiştiren saf beyaz camdan yapılmış bir kase gibi, sevgilinin rengiyle renklenir.

Muhyiddin İbn Arabi
Kategori: Genel
SevenSevgiSevgiliSevmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Besmele çektikten sonra, Fatiha’yı hiç ara vermeden tek nefeste okumaya gayret et.

Muhyiddin İbn Arabi
Kategori: Genel
Besmele-I ŞerifFatiha Suresi
Benzer Yazılar Yorumlar

Maddi hayata meyledenler için hayat deniz suyu içmeye benzer, içtikçe susarlar, susadıkça içerler.

Muhyiddin İbn Arabi
Kategori: Genel
DünyaHayatYaşam
Benzer Yazılar Yorumlar

Muhyiddin İbn Arabi

Özgeçmiş

(D 1165 - Ö 1239). Ünlü mutasavvıf, İslam düşünürü ve şairidir. On ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Endülüs'te ve Şam taraflarında yaşamış büyük velîlerden. İsmi, Ebû Bekir Muhammed bin Ali olup, künyesi Ebû Abdullah'tır. İbn-i Arabî ve Şeyh-i Ekber diye meşhûr olmuştur. Âilesi meşhûr Tayy kabîlesine mensuptur. Cömertliğiyle meşhûr Adiy bin Hâtem'in kardeşi Abdullah bin Hâtem'in neslindendir. 1165 (H.560) senesinde Endülüs'teki Mürsiyye kasabasında doğdu. 1240 (H.638) senesinde Şam'da vefât etti. KabriŞam'da olup sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir.Küçük yaşında ilim tahsîl etmeye başlayan Muhyiddîn-i Arabî, sekiz yaşındayken babasıyla birlikte İşbiliyye'ye gitti. Pekçok âlimin ilim meclislerinde bulunup, ilim öğrendi. Keskin zekâsı, kuvvetli hâfızası ile dikkatleri çekti. Bir gün Muhyiddîn-i Arabî hastalandı. Hastalığın tesirinden bayıldı, hattâ öldü zannettiler. Muhyiddîn-i Arabî baygın hâldeyken, kendisine, çirkin yüzlü bâzı kimselerin eziyet ve sıkıntı vermek istediklerini gördü. Ayrıca bu çirkin yüzlüleri kovalamaya çalışan nûrânî yüzlü, hoş kokulu bir kimse kendisine yardım ediyordu. Nihâyet bu güzel zât, ötekileri dağıttı. Onların şerrinden kendisini kurtardı. O şahsa kim olduğunu sorduğunda; "Yâsîn sûresi" cevâbını aldı. Kendisine gelip gözlerini açtığında, başında bekleyen, gözleri yaşla dolu halde Yâsîn-i şerîf okuyan babasını gördü. Muhyiddîn-i Arabî pekçok ilimleri tahsîl etti. Filozof İbn-i Rüşd'le görüştü. 1194 (H.590) senesinde Endülüs'ten ayrılarak Tunus'a, 1195'de Fas'a gitti. Karşılaştığı birçok âlimle sohbet edip, ilim meclislerinde bulundu. 1199 senesinde tekrar Endülüs'e dönüp Kurtuba'ya geldi. 1201 senesinde tekrar Endülüs'ten ayrılıp doğuya gitmek üzere Tunus'a geçti. Hacca giderken Mısır'a uğradı. Oradan Mekke-i mükerremeye giderek hac farîzasını yerine getirdi. İki yıl kadar Mekke'de kalıp, Medîne-i münevvereye geldi ve sevgili Peygamberimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti.