Yarın

Birşeyler olacak yarın
Duruşundan belli
Kırdaki atların
Bulutların koşuşundan belli
Kazışından köstebeklerin toprağı

Karıncaların telaşından belli
Birşeyler olacak yarın
Belki bir tomurcuk
Belki bir ağacın düşen yaprağı
Belki de bir çocuk

Pek o kadar göremesek de uzağı
Kuşların uçuşundan belli
Birşeyler olacak yarın
Öbürgünden önemsiz
Yarından önemli

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
YarınGelecek
Benzer Yazılar Yorumlar

Uçan Daireler

Bu sonsuz gök
Bizden midir, değil midir?
Bu yıldızlar
Canlı mıdır, cansız mı?

Dostlar olmalıdır
Bu göğün içinde
Düşman olmalı
Canlıysa bu yıldızlar
Toprağında can olmalı
Nefes alınmalıdır
Yaşanıp ölünmeli

İnsan bu göğün boşluğuna dayanmaz
Bir koca göğün içinde
Bir ufacık dünyada yapayalnız
Bir avuç insanla yaşanmaz

Can olmalıdır göğün
Yıldızlarında can
Bize benzer veya benzemez
Dost veya düşman

Gelmeliler dünyamıza
İçmeliler suyumuzdan

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
GökyüzüYıldızDünyaUzaylı
Benzer Yazılar Yorumlar

Soru

Kimbilir 
İnsanda son kalan gözler 
Görür mu dünyayı uzaktan 

Kimbilir 
Küçülür mü dünya 
Büyür mü uzaktan 

Kimbilir 
Küllenir mi dünya 
Özlenir mi uzaktan

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
GörmekDünyaSoru
Benzer Yazılar Yorumlar

Jeolog

Avucumdaki bir buhurdan bu dünya 
Çağlar tüter insansız 
Sarar beni benden uzağa 
Yokolmuş dağlar 
Yankılar beni yapayalnız 

Toprağın basamaklarından iner 
Derin dağlara yükselirim 
Eski ırmak izlerinde akar yiterim kumlarla 
Görmez olur beni gözlerim

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
Doğaİnsan
Benzer Yazılar Yorumlar

Gözgü

Gözgüye baktım özüm görmeğe
Seni göresim geldi

Gözgüye baktım karardı dünya
Sana değesim geldi

Gözgüye baktım camdan aşıp
Sana gelesim geldi

1976

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
AynaGörmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Elele Büyüttük Sevgiyi

Birlikte öğrendik seninle 
avucumuzda yüreği çarpan 
kuşa sevgiyi 
elele duyduk kumsalda denizin 
milyon yılda yonttuğu 
taşa sevgiyi 
tırtılları tanıdık seninle baharda 
tırtılken daha sevmeyi öğrendik 
sevgiden üreyen kelebeği 
toprağı evimiz gibi sevdik seninle 
birlikte sevdik kuru toprakta 
ev kuran köstebeği 
köstebeğinden toprağına taşına 
tırtılından kelebeğine kuşuna 
elele sevdik bu dünyayı 
acısıyla sevinciyle sevdik 
yazıyla kışıyla sevdik 
köy - köy ülke - ülke 
gökler gibi sardı dünyayı 
yağmur gibi sizdi dünyaya 
dünya kadar oldu sevgimiz 
elele büyütüp elele derdik 
elele derip insana verdik 
verdikçe çogalan sevgimizi

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
SevgiBeraberlik
Benzer Yazılar Yorumlar

Dere

Ağacım ben dalları derinde
yaprağım ben paramparça
suyla ışığın ellerinde

Ben yüzen bir kuş
uçan gölgeyim suda
gökte bir ışık

Göğüm ben
toprak yatağında
suyla karışık

Eğil bana bak bana
senim ben
sana aşık

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
AğaçDoğa
Benzer Yazılar Yorumlar

Çocuk

Düşünebilseydin eğer doğduğunda 
Örtülmeden öğreneceklerinle bildiğin 
Konuşabilseydin ağlamanı kesip 
Belki de birşeyler öğretebilirdin

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
ÇocukBebekÖğrenmekÖğretmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Çanakkale

Söyle Arkadaşım' dedi Anadolulu Mehmet 
yanıbaşındaki Anzak erine 
'nereden kopup gelmişsin, 
neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?' 

'DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN' dedi gencecik Anzak 
'Öyle yazmışlar mezar taşıma. 
doğduğum yerler öylesine uzak, 
örtündüğüm topraksa gurbet bana.' 
'Dert edinme arkadaşım'dedi Mehmet 
'değil mi ki bizlerle birleşti kaderin, 
değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet, 
sende artık bizdensin, 
sende bencileyin bir Mehmet' 

Çanakkale'de toprağının 
üstü cennet altı mezar 
kavga bitmiş mezarlarda 
kaynaş olmuş yiten canlar. 

'ya sen dedi Mehmet 
oyun çağındaki İngiliz erine, 
'yaşın ne senin kardeş 
böylesine erken buralarda işin ne?' 
'yaşım sonsuza dek onbeş' 
dedi ufak tefek İngiliz eri. 
'köyümde askercilik oynar 
coştururdum trampetimle bizimkileri 
derken kendimi cephede buldum 
oyun muydu, gerçek miydi anlamadan, 
bir sahici kurşunla vuruldum. 
Sustu boynumdaki trampet, 
son verildi böylece oyundan bozma işime 
Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı 
mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ' yazıldı. 
Öyküm de künyem de bundan ibaret.' 

Yağmur yağıyordu usul usul toprağa 
gözyaşları düşerek üstüne sanki 
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa 
sahibini yitiren bir trampet. 

'ya sizler' dedi Mehmet 
dünyanın dört kıtasından 
mezarlar dolusu erlere, 
'hangi rüzgar savurdu sizleri 
bu bilmediğiniz yerlere' 

kimi İngilizdi, kimi İskoç 
kimi Fransızdı, kimi Senegalli 
kimi Hintli kimi Nepalli 
kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak 
gemiler dolusu asker 
her biri niye geldiğinden habersiz 
Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak 
tırmanmışlardı dağa bayıra 
siper siper yara gibi yarılan toprak 
mezar olmuştu savaş ardından onlara. 
Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR 
Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ 
kiminin de mezar taşında 
on altı on yedi on sekiz yaşında 
EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı. 
Çanakkale topraklarında, 
her birinin erken biten yaşam öyküsü 
eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı. 
'Anlamaz mıyım' dedi 'halinizden kardeşler' 
adına yazılı taşı bile olmayan asker 
Anadolulu Mehmet 
'ben de yüzyıllarca yaban ellerde 
neyin uğruna bilmeden can vermişim 
kendi yurdum uğruna can vermenin tadına 
ilk kez Çanakkale'de ermişim. 
Uğrunda can verdikçe vatandı ancak 
ekip biçtiğim padişah mülkü toprak 
değil mi ki sizler alamasanız bile 
bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına 
sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale. 

Çanakkale'de toprağının 
üstü cennet altı mezar 
kavga bitmiş mezarlarda 
kaynaş olmuş yiten canlar. 

Bir garip savaştı Çanakkale savaşı 
kızıştıkça kızgınlığı dindiren 
ara verildikçe ateşe 
düşmanı kardeşe 
döndüren bir savaştı. 
Kıyasıya bir savaştı 
ama saygı üreten bir savaş 
yaklaştıkça birbirine 
karşılıklı siperler 
gönüller de yakınlaştı 
düştükçe vuruşanlar toprağa 
dostlar gibi kaynaştı. 

Savaş bitti. 
Ölenler kaldı sağlar gitti 
köylü köyüne döndü evli evine 
kır çiçekleri geldiler akın akın 
çekilen askerlerin yerine 
yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar, 
kilim kilim yayıldılar toprağa. 
Siper siper 
toprağın savaş yaralarını örttüler 
koyunlar koruganları yuva yaptı kendine 
kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine. 
Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle 
silah yerine saban tutan elleriyle 
geri aldı savaş alanlarını doğa 
can geldi toprağa silindikçe kan izleri. 
Yeryüzünde cennet oldu öylece 
o cehennem savaş yeri 
şimdi Çanakkale Gelibolu 
bahçe bahçe, ülke ülke 
mezar dolu. 

Üstü cennet altı mezar 
Çanakkale toprağının 
kavga bitmiş mezarlarda 
kaynaş olmuş yiten canlar. 

Huzur içinde uyusun 
vuruştukları toprakta 
kavgadan kinden uzakta 
yanyan dostça yatanlar.

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
SavaşÇanakkale
Benzer Yazılar Yorumlar

Ben Misin

Dirilten misin beni gövdem 
Öldüren misin bilmem 

Gördüren misin beni gözüm 
Körleten misin bilmem 

Bildiren misin bana başım 
Gizleyen misin bilmem 

Bir ben varım benden öte 
Ben misin bilmem

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
BenlikKendini Bilmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Aydaki Adam

Aya giden adamlar 
Kovdular aydaki adamı 
Aya giden adamların ayak izinden 
Aydaki adam gelecek yine bir gün 
İnecek yine geceleyin aydan 
Aydınlatacak yine uykumu

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
AyDünya
Benzer Yazılar Yorumlar

Uyum

Boşluğa bulut 
Buluta yağmur 
Yağmura toprak 
Ne güzel uymuş 

Gündüze güneş 
Güneşe tarla 
Tarlaya başak 
Ne güzel uymuş 

Başağa buğday 
Buğdaya insan 
İnsana emek 
Ne güzel uymuş 

Emeğe eylem 
Eyleme yürek 
Yüreğe sevgi 
Ne güzel uymuş

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
DoğaUyum
Benzer Yazılar Yorumlar

Türk Yunan Şiiri

Sıla derdine düşünce anlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
Bir rum şarkısı duyunca gör
Gurbet elde istanbul çocuğunu

Türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
Olmuşuz kanlı bıçaklı
Yine de bir sevgidir içimizde
Böyle barış günlerinde saklı

Bir soyun kanı olmasın varsın
Damarlarımızda akan kan
İçimizde şu deli rüzgar
Bir havadan

Bu yağmurla cömert
Bu güneşle sıcak
Gönlümüzden bahar dolusu kopan
İyilikler kucak kucak

Bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
Bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
Bir iklimin meyvasından sızdırılmış
Bir içkidir kötülüklerimiz

Aramızda bir mavi büyü
Bir sıcak deniz
Kıyılarında birbirinden güzel
İki milletiz

Bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
Yanıp yarının ateşinden
Eskinin ocağı

Önce bir kahkaha çalınır kulağına
Sonra Rum şiveli Türkçeler
O Boğaz'dan söz eder
Sen rakıyı hatırlarsın

Yunanlıyla kardeş olduğunu
Sıla derdine düşünce anlarsın

Londra, 1947

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Genel
TürkKardeşlikYunan
Benzer Yazılar Yorumlar

Takalar

Takalar geçiyor allı yeşilli
Takalar geçiyor dümenleri lazlı
Takalar geçiyor en nazlı
Yelkenlilerden de güzel

Güvenli sularda işsiz dönenen
Gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
Takalar geçiyor enginlere
Yamalı göğsünü gere gere

Takalar geçiyor yükle yürekle
Takalar geçiyor emekle dolu
Günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
Denizlerde Anadolu

Kıyılar kadın olmuş
Açılır gider erkeği
Takalar takalar toprağın
Denizde çarpan yüreği

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
DenizEmekBalıkçıKaradeniz
Benzer Yazılar Yorumlar

Sınır

Dur yolcu bura sınır
Yabandır yasaktır ötesi
Çiçeklerden seçemezsin
Kokuları renkleri bir bir

Kuşdan pasaport sorulmaz
Gümrüksüz geçer yüküyle karınca
Dur yolcu bura sınır
Sen geçemezsin

Dereye bakma durmaz akar
Öteden de içer ceylan bu suyu
Dur yolcu bura sınır
Sen geçemezsin

Dur yolcu bura sınır
Ne çizili ne yazılı
Geçemezsin yine de silemezsin
İçinde kazılı

1976

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
SınırDoğa
Benzer Yazılar Yorumlar

Pülümür'ün Yaşsız Kadını

Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
yüzüne baktım bir giz gibi güldü

bir asa vardı elinde
bir solmuş kırallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o bir selçukluydu
bir Ermeniydi bir Kürttü
bir Türk

yaşını sordum bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini
beni tek gözlü sarayına götürdü
köy yapısı kulübesinin

zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
TürkiyeAnadoluKöy
Benzer Yazılar Yorumlar

Promete Kentte

Promete şimdi kentte
Kayalara bağlı değil
Beton duvarlarla çevrilidir
Kartalların giremiyeceği bir semtte
Kendi kendini kemirir

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
KentPromete
Benzer Yazılar Yorumlar

Mağara

Mağaranın duvarına
Hayvanları taştan oydum
Kükrediler karanlıkta
Türkülerle karşı koydum

Karanlıktı mağara
Işığı taştan oydum
Üşüyordum
Bir de güneş koydum

Aşk oydum mağaranın duvarına
Aşk oydum
Ağrıdı taşlar
Yarıldı mağara

1970

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
Mağara
Benzer Yazılar Yorumlar

Köylü Kadınlar

Köylü kadınlar
Fistanları güllü kadınlar

Topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar
Veresiye canlarını doğurandır onlar

Köylü kadınlar
Fistanları güllü kadınlar

Yüzleri güneştir onların yanık
Ayakları topraktır onların yarık

Doyulmadan güzelliğine
Tarlalarda solandırlar

Köylü kadınlar
Fistanları güllü kadınlar

1970

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
Kadınlar
Benzer Yazılar Yorumlar

İnsan

Elbette senden güzel olacaktı
Çizdiğin resim
Yaptığın heykel
Senden büyük olacaktı
Senden yakışıklı

Elbette senden doğru söyliyecekti
Yazdığın şiir

Elbette senden çok duyacaktı
Söylediğin türkü

Sen olduğundan büyüksün
Sen olduğundan iyisin
Sen olduğundan güzel

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
ŞiirResimGerçekGüzellikİyi
Benzer Yazılar Yorumlar

Göçmen

Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında

Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne

Nereden sürmüşler beni buralar nere
buralar nere, buralar nere

Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
Sıla
Benzer Yazılar Yorumlar

Bach Sonatı

Ne ben sorayım seni
Ne sen beni sor
Soyunmuş seslerimiz tenden
Boşlukta bir aşk örüyor

Ses olmuş duygular
Yaklaşır dalga dalga zamansız
Kavuşsa da seslerimiz birbirine
Biz kavuşamayız

Ne kollarımız var saracak
Ne öpecek dudaklar
Ne görülecek yüzümüz var
Ne görecek göz

Biz aşk örüyoruz boşlukta
Çizgiden soyut
Zerreden öz

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
MüzikAşkSes
Benzer Yazılar Yorumlar

Av

Ormanın kuytusunda vurulan geyik
Hayvanlar acınla suskun
Dallar yasınla eğik
Boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde
Avcının söndüremediği iyilik

                                                1971

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Şiirler
AvAvcı
Benzer Yazılar Yorumlar

Eğer tribünden sahaya inmezseniz, korkarım biri çıkar, düdüğü çalar, "Oyun bitti, herkes evine" der.

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Genel
GörevSorumlulukGörev Bilinciİnsiyatif Alma
Benzer Yazılar Yorumlar

Toprak işleyenin, su kullananın.

Bülent Ecevit (Mustafa)
Kategori: Genel
ToprakGirişimcilikSu
Benzer Yazılar Yorumlar

Bülent Ecevit (Mustafa)

Özgeçmiş

Mustafa Bülent Ecevit (28 Mayıs 1925; İstanbul – 5 Kasım 2006; Ankara), Türk gazeteci, şair, yazar, siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti Eski Başbakanı. Beş kez Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığı yapan Bülent Ecevit, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 21., Türkiye Cumhuriyeti'nin 18. Başbakanıdır. Ecevit, düşünceleri ve uygulamalarıyla, 20. yüzyıl Türk siyasal yaşamının en önemli isimlerden biri olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 11. ve 12. Dönem Ankara, 13., 14., 15., 16. ve 19. Dönem Zonguldak, 20. ve 21. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. 1961'de Kurucu Meclis Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 25 Ekim 1961), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı oldu. Çalışma Bakanı, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Başbakan olarak görev yaptı.