Vuslat

   Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
   Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
   Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
   Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.
   Gördükleri rü'ya,ezeli bahçedir aşka;
   Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka,
   Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez,
   Gül solmayı,mehtab azalıp bitmeği bilmez;
   Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi,
   Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
   Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler,
   Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.

   Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
   Boynunda onun kolları,koynunda o varsa,
   Dalmışsa,onun saçlarının rayihasiyle.
   Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle;
   Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
   Bir mu'cize halinde,o gözlerdedir artık;
   Kanmaz en uzun buseye,öptükçe susuzdur.
   Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur;
   İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
   Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan.

   Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
   Bir gün, nereden,hangi tesadüfle gelirler?
   Aşk onları sevk ettiği günlerde,kaderden,
   Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden;
   Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o:
   Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
   Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin,
   Sevmiş iki ruh,ufku görürler daha engin.
   Simaları gittikçe parıldar bu zaferle,
   Gök her tarafından donanır meş'alelerle.

   Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
   Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar,
   Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
   -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
   Bir an uyanırlarsa leziz uykularından,
   Baştan başa,her yer kesilir kapkara zindan.
   Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak,
   Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak.
   Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
   Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık;
   Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
   Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
CananVuslat
Benzer Yazılar Yorumlar

Uçuş

Uçmakta, konmadan, kıyısız bir denizde rûh; 
Benzer mi böyle bir kuşa Tufan içinde Nuh? 
Üstünde gök, sürekli bulutlarla, yüklüdür; 
Altında gür deniz ki ezelden köpüklüdür. 
Çalkantısında dalgası bilmez nedir sayı; 
Milyonca dalga sürmede milyonca dalgayı; 
Hiç durmayan gürültüsü bir türküdür, geniş, 
Milyonca haykırış dolu, milyonca sesleniş. 
Yıldızlar ülkesinde açıldıkça yükseğe, 
Başlar hayâl edindiği âlem görünmeğe. 
Bir rûhu besliyen hava yalnız yukardadır. 
Hulyâyı dâima uçuran duygulardadır. 
Yalnız bu katta mümkün olur dâimi uçuş. 
Her hamlesiyle, rûh, o çelikten kanatlı kuş, 
Ufkunda bir dakika görünmeksizin kara, 
Hür gökte, hür denizde uçar, hür ufuklara.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
SonsuzlukHülyaÖzgürlükSınırsızUçmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Telakki

Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,
Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,
Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,
Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.

Sen miydin o âfet ki dedim, bezm-i ezelde
Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde,
Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,
Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HülyaTelakki
Benzer Yazılar Yorumlar

Sonbahar

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖmürSonbaharVeda
Benzer Yazılar Yorumlar

Siste Söyleniş

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?
    
Benzetmek olmasın sana dünyâda bir yeri;
Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.
    
Bir devri lânetiyle boğan şairin Sis'i.
Vicdan ve rûh elemlerinin en zehirlisi.
    
Hulyâma bir eza gibi aksetti bir daha;
-Örtün! Müebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua...

Hayır bu hâl uzun süremez, sen yakındasın;
Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın.
    
Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.
    
Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,
Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ŞehirİstanbulSis
Benzer Yazılar Yorumlar

Rubai

Bilmem kime yahut neye uyduk gittik
Gâhi meye gâhi neye uyduk gittik
Erbâb-ı zekâ riyayı mezhep bildi
Bizler dili divâneye uyduk gittik

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
RiyaUymak
Benzer Yazılar Yorumlar

Rindlerin Ölümü

  Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
  Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
  Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
  Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.

  Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
  Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
  Ve serin serviler altında kalan kabrinde
  Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖlümRind
Benzer Yazılar Yorumlar

Rindlerin Akşamı

  Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
  Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
  Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
  Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
  Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
  Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
  Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
  Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
  Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
  Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖmürÖlümYaşam
Benzer Yazılar Yorumlar

Özleyen

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi,
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HüzünÖzlemAşk
Benzer Yazılar Yorumlar

O Rüzgar

  Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan!
  Gür bir imanla damarlarda ateşten bir kan
  Birleşip böyle diyorlardı, derin bir sesle,
  Yeri fethetmek için gelmiş o fatih nesle.

  Böyle bir dersi alan ruha vatan dar görünür;
  Daima başka sefer, başka ufuklar görünür.
  O nesil duymuş akın zevkini rüzgarda bile;
  Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile.

  Bilmemiş var mı geniş yeryüzünün serhaddi,
  Yıkmış ufkunda durup karşı koyan her seddi,
  Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
  Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
YaşamakFetihÖlüm Korkusu
Benzer Yazılar Yorumlar

Mohaç Türküsü

Bizdik o hücûmun bütün aşkıyla kanatlı;
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,
Canlandı o meşhûr ova at kişnemesiyle!

Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü;
Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.

Gül yüzlü bir âfetti ki her bûsesi lâle;
Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle

Dünyâya vedâ ettik, atıldık dolu dizgin;
En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin!

Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık;
Allâh'a giden yolda meleklerle karıştık.

Geçtik hepimiz dört nala, cennet kapısından;
Gördük ebedî cedleri, bir anda yakından!

Bir bahçedeyiz şimdi şehidlerle berâber;
Bizler gibi olmuş o yiğitlerle berâber.

Lâkin kalacak doğduğumuz toprağa bizden;
Şimşek gibi bir hâtıra nal seslerimizden.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
FetihKahramanlıkZafer
Benzer Yazılar Yorumlar

Mehlika Sultan

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Gece şehrin kapısından çıktı: 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Kara sevdalı birer âşıktı. 

Bir hayâlet gibi dünya güzeli 
Girdiğinden beri rü'yâlarına; 
Hepsi meshûr, o muammâ güzeli 
Gittiler görmeye Kaf dağlarına. 

Hepsi, sırtında aba, günlerce 
Gittiler içleri hicranla dolu; 
Her günün ufkunu sardıkça gece 
Dediler: ''Belki bu son akşamdır'' 

Bu emel gurbetinin yoktur ucu; 
Daimâ yollar uzar, kalp üzülür: 
Ömrü oldukça yürür her yolcu, 
Varmadan menzile bir yerde ölür. 

Mehlika'nın kara sevdalıları 
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, 
Mehlika'nın kara sevdalıları 
Baktılar korkulu gözlerle suya. 

Gördüler: ''Aynada bir gizli cihân.. 
Ufku çepçevre ölüm servileri.....'' 
Sandılar doğdu içinden bir ân 
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri. 

Bu hâzin yolcuların en küçüğü 
Bir zaman baktı o viran kuyuya. 
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü 
Parmağından sıyırıp attı suya. 

Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!.. 
Erdiler yolculuğun son demine; 
Bir hayâl âlemi peydâ oldu 
Göçtüler hep o hayâl âlemine. 

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Seneler geçti, henüz gelmediler; 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori:
Kara SevdaGençlikRüyaHayal
Benzer Yazılar Yorumlar

Koca Mustafapaşa

Koca Mustâpaşa! Ücrâ ve fakîr Istanbul!
Tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
Hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
Kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
Öyle sinmiş bu vatan semtine milliyyetimiz
Ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
Mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
Yaşıyanlar değil Allâh'a gidenlerden uzak.
Bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
Hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada,
O kadar komşu ki dünyâya duvar yok arada,
Geçer insan bir adım atsa birinden birine,
Kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.

Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
Bir afif âile sessizliği var evlerde;
Örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
Kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
Çeşmeden her su içerken: "Şükür Allâh'a" diyen
Yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
Rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
Bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
Yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
Türk'ün âsûde mizâcıyle Bizans'ın kederi
Karışıp mağrifet iklimi edinmiş bu yeri.

Şu fetih vak'ası, Yârab! Ne büyük mu'cizedir!
Her tecellîsini nakletmek uzundur birbir;
Bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
Koca Mustâpaşa var, câmii var, semti de var.
Elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
Hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
Rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
Kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
Onu, tek Tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
Vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
Bir fetih câmii yapmak dilemiş İslâm'a.
Sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.

Dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
Yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
Ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
Göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
Sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
Hâfız Osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
Bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
Belli, kabrinde, O, bir nûra sarılmış yatıyor.

Gece, şi'riyle sararken Koca Mustâpaşa'yı
Seyredenler görür Allâh'a yakın dünyâyı.
Yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
Gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
Bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
Unutur semtine yollanmayı artık buradan.

Gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
Çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"Gitme! Kal! Sen bu taraf halkına dost insansın;
Onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
Gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
Avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
Ne ledünnî gecedir! Tâ ağaran vakte kadar,
Bir mücevher gibi Sünbül Sinan'ın rûhu yanar.
Ne saâdet! Bu taraflarda, her ülfetten uzak,
Vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."

Geç vakit semtime döndüm Koca Mustâpaşa'dan
Kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâdan.
Bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
Dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
Bu geniş ülkede, binlerce lâtîf  illerde,
Nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
Mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-Ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-

Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük.
Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
Rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.

Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori:
ŞehirYoksullukKanaatkarlıkVatanHüzünSemt
Benzer Yazılar Yorumlar

Kar Musikileri

  Varşova 1927

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden...
Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle
Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık!

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
MusikiBesteŞehir
Benzer Yazılar Yorumlar

Itri

Rıfkı Melûl Meriç'e

Büyük Itrî'ye eskiler derler,
Bizim öz mûsıkîmizin pîri;
O kadar halkı sevkedip yer yer,
O şafak vaktinin cihangîri,
Nice bayramların sabâh erken,
Göğü, top sesleriyle gürlerken,
Söylemiş saltanatlı Tekbîr'i.

Tâ Budin'den Irâk'a, Mısr'a kadar,
Fethedilmiş uzak diyarlardan,
Vatan üstünde hür esen rüzgâr,
Ses götürmüş bütün baharlardan.
O dehâ öyle toplamış ki bizi,
Yedi yüz yıl süren hikâyemizi
Dinlemiş ihtiyar çınarlardan.

Mûsıkîsinde bir taraftan dîn,
Bir taraftan bütün hayât akmış;
Her taraftan, Boğaz, o şehrâyîn,
Mâvi Tunca'yla gür Fırât akmış.
Nice seslerle, gök ve yerlerimiz,
Hüznümüz, şevkimiz, zaferlerimiz,
Bize benzer o kâinât akmış.

Çok zaman dinledim Nevâ-Kâr'ı,
Bir terennüm ki hem geniş, hem şûh:
Dağılırken "Nevâ"nın esrârı,
Başlıyor şark ufuklarında vuzûh;
Mest olup sözlerinde her heceden,
Yola düşmüş, birer birer, geceden
Yürüyor fecre elli milyon rûh.

Kıskanıp gizlemiş kazâ ve kader
Belki binden ziyâde bestesini,
Bize mîrâsı kaldı yirmi eser.
"Nât"ıdır en mehîbi, en derini.
Vâkıâ ney, kudüm gelince dile,
Hızlanan mevlevî semâıyle
Yedi kat arşa çıkmış "Âyîn"i.


O ki bir ihtişamlı dünyâya
Ses  ve tel kudretiyle hâkimdi;
Âdetâ benziyor muammâya;
Ulemâmız da bilmiyor kimdi?
O eserler bugün defîne midir?
Ebediyyette bir hazîne midir?
Bir bilen var mı? Nerdeler şimdi?

Öyle bir mûsıkîyi örten ölüm,
Bir tesellî bırakmaz insanda.
Muhtemel görmüyor henüz gönlüm;
Çok saatler geçince hicranda,
Düşülür bir hayâle, zevk alınır:
Belki hâlâ o besteler çalınır,
Gemiler geçmiyen bir ummanda.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
MusikiDehaItriTekbirBesteİhtişamSes
Benzer Yazılar Yorumlar

Hayal Şehir

Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir'den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rü'yâya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilâh isteyip eğlence hayalhânesine,
Çevirir camları birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.
Mestolup içtiği altın şarabın zevkinden,

Elde bir kırmızı kâseyle ufuktan çekilen,
Nice yüz bin senedir şarkın ışık mîmarı
Böyle mâmûr eder ettikçe hayâl Üsküdar'ı.
O ilâhın bütün ilhâmı fakat ânîdir;
Bu ateşten yaratılmış yapılar fânîdir;
Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.

Az sürer gerçi fakîr Üsküdar'ın saltanatı;
Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına;
Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına,
Ezelî mağrifetin böyle bir iklîminde
Altının göz boyamaz kalpı kadar hâlisi de.
Halkının hilkati her semtini bir cennet eden
Karşı sâhilde, karanlıkta kalan her tepeden,
Gece, birçok fıkarâ evlerinin lâmbaları
En sahîh aynadan aksettiriyor Üsküdar'ı

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HayalRüyaİlhamŞehir
Benzer Yazılar Yorumlar

Hayal Beste

Roma'nın şarkını fethettiğin andan sonra,
Yüce dağlar gibidir gördüğün iş, Türk oğlu!
Girdiğin yerde asırlarca kalıştan başka,
Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.
Tâlihinin döndüğü en korkulu yıllarda bile,
Yürüyen düşmanı son hamlede döktün denize.
Açtığın ülkede, yoktan yaratış kudretini,
Azminin kurduğu yüzlerce şehirden fazla,
İri firûzeye benzer nice gök kubbeyle,
Dehre aksettiriyor, gerçi, büyük mîmârî;
Bu eserler seni göstermeğe kâfî diyemem.

Şi're aksettirebilseydin eğer, dinlerdin,
Yüz fetih şi'ri, okundukça, çelik tellerden.

Resm'e aksettirebilseydin eğer, ömrünce,
Ebedî cedleri karşında görürdün canlı.

Gönlüm isterdi ki mâzini dirilten san'at,
Sana târihini her lâhza hayâl ettirsin.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
TürkDüşmanZaferFetihSanatMuzaffer
Benzer Yazılar Yorumlar

Güftesiz Beste

  Sizi dün bekledim o yollarda
  Ki gezindikdi bir zaman karda,
  Kararan gözlerimle rüzgarda
  Sizi dün bekledim o yollarda!...
 
  Sanıyordum unuttunuz adımı,
  Dediniz hissedince maksadımı:
  "Beni hala bu genç unutmadı mı
  Ki bugün bekliyor bu yollarda?"

  Nice sevdalılarla sevgililer
  Aşkı yollarda böyle beklediler!
  Nice sevdalılar da var ki diler
  Akşam olsun bu kuytu yollarda!...

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
BeklemekHasretAşk
Benzer Yazılar Yorumlar

Geçmiş Yaz

Rü'yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,
Her ânını, her rengini, her şi'rini hazdan.
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle!
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin...
Velhasıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde!

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
Yaz MevsimiGeçmişHatıraRüya
Benzer Yazılar Yorumlar

Gece Bestesi

O kuş en kuytu bahçelerde öter;
Sarmaşıklarla yüklü vâdîde;
Hiç bir el değmemiş ağaçlarda;
Geceden tâ şafak sökünceye dek
Yükselir perde perde içli sesi;
En uzun nağmesiyle, bir müddet,
Gaşyeder yer yüzünde dinliyeni;
Bir zaman gök yüzünde yalnız o ses,
O terennüm kalır;
Gaşyolur dinledikçe yaldızlar.

O kuş ancak bahâr olunca gelir;
Nerelerden gelir?
Kimse bilmez, bu bir muammâdır;
Bahâr erince sona
Kaybolur, başka bir bahara kadar.

O kuşun ömrü, bir güzel gecede,
Bir güzel beste söylemekle geçer.
O kuş en kuytu bahçelerde öter;
Hayâl içinde yaşar,
Hayâl içinde ölür.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
BaharDoğaKuşHayalGece
Benzer Yazılar Yorumlar

Gece

Kandilli yüzerken uykularda
Mehtâbı sürükledik sularda...

Bir yoldu parıldayan, gümüşten,
Gittik...Bahs açmadık dönüşten.

Hulyâ tepeler, hayâl ağaçlar...
Durgun suda dinlenen yamaçlar...

Mevsim sonu öyle bir zaman ki
Gaaip bir mûsıkîydi sanki.

Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,
Rü'yâ sona ermeden şafakta...

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
RüyaHayalHülyaGeceDenizMehtap
Benzer Yazılar Yorumlar

Son Sözü:

Allah'a dır tevekkülümüz, itimadımız.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Ünlülerin Son Sözleri
Ölüm
Benzer Yazılar Yorumlar

Eylül Sonu

Günler kısaldı... Kanlıca'nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

İçtik bu nâdir içki'yi yıllarca kanmadık...
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
SonbaharHatıraÖmür
Benzer Yazılar Yorumlar

Erenköy'de Bahar

Cânan aramızda bir adındı,
Şîrin gibi hüsn ü âna unvan,
Bir sahile hem şerefti hem şan,
Çok kerre hayâlimizde cânan
Bir şi'ri hatırlatan kadındı.

Doğmuştu içimde tâ derinden
Yıldızları mâvi bir semânın;
Hazzıyla harâb idim edânın,
Hâlâ mütehayyilim sadânın
Gönlümde kalan akislerinden.

Mevsim iyi, kâinât iyiydi;
Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,
Hulyâ gibi hoş geçen zamanda
Sandım ki güzelliğin cihanda
Bir saltanatın güzelliğiydi.

İstanbul'un öyledir bahârı;
Bir aşk oluverdi âşinâlık...
Aylarca hayâl içinde kaldık;
Zannımca Erenköyü'nde artık
Görmez felek öyle bir bahârı.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
Bahar
Benzer Yazılar Yorumlar

Endülüs'te Raks

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sineden: "Ole!"

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
NeşeEndülüsRaksİspanya
Benzer Yazılar Yorumlar

Düşünce

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
YaşamakBeyhudeÖlmekHülya
Benzer Yazılar Yorumlar

Duyuş ve Düşünüş

Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer  
Ay geçmiyor ki almayayım gamlı bir haber.  
   
Kalbim zaman zaman bu haberlerle burkulu;  
Zihnim düşünceden dağınık, gözlerim dolu.  
   
Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü,  
Lakayd olan mühimsemiyor gamlı bir günü.  
   
Çok şey bilen diyor:'Gidecek her gelen nesil  
Ey sade-dil Bu bahsi hayatında böyle bil  
   
Hiç durmadan, hayat öğütür devreden bu çark,  
Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark.  
   
İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri  
Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri.  

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖlümGamÖlmekKaybetmekBurukluk
Benzer Yazılar Yorumlar

Deniz Türküsü

Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!
Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,
Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık
Başka bir çerçevedir, git gide dünyâ artık.
Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziyâ;
Mâvidir her taraf, üstün gece, altın deryâ...

Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.
Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;
Hilkatin gördüğü rü'yâ biter, etrâf ağarır.
Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...
Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;
Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.

Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,
Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
Duy tabîatte biraz sen de ilâh olduğunu,
Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖmürHayal EtmekDenizGeçmişYolculuk
Benzer Yazılar Yorumlar

Büyü Şiir

Paris'te genç iken koyu Baudelaire'perest idim.
Balkon'la, Yolculuk'la, Güzellik'le mest idim.

Sinmişti şi'ri ruhuma ulvi keder gibi;
Absente damla damla sızan şeker gibi.

Hulyâsının yarattığı iklim o başka yer!
Gür defnelerle çevrili, afyonlu bahçeler...

Her zevki bir haram olan efsunlu cennetin
Koynunda vardı lezzeti bin türlü nimetin.

Bir gün veda edip o diyârın hayatına,
Döndüm bütün bütün vatanın kâinatına.

Lâkin o bahçelerde geçen devreden beri
Kalbimde solmamıştır o şi'rin çiçekleri.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HatıraParisMest Olmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Bir Başka Tepeden

  Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
  Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
  Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
  Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

  Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
  Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
  Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
  Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
İstanbulŞehirGüzellikEşsizlik
Benzer Yazılar Yorumlar

Atik-Valde'den İnen Sokakta

İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,
Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,
Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti
Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;
Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.
Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
Bir nurlu neş'e kapladı kerpiçten evleri.
Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!

Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
"Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
RamazanManeviyatHüzünDuyguİftar
Benzer Yazılar Yorumlar

Akşam Musikisi

Kandilli'de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.

Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenhâ yolun ortasında rüzgâr
Teşrin yapraklarıyle oynar.

Gittikçe derinleşir saatler,
Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
Sessizlik dâima ilerler.

Ürperme verir hayâle sık sık,
Hep bir kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.

Gözlerden uzaklaşınca dünyâ
Bin bir geceden birinde gûyâ
Başlar rü'yâ içinde rü'yâ.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HatıraZevkKederRüya
Benzer Yazılar Yorumlar

Akıncılar

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik    
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik 
   
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"    
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle 
   
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan    
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan 
   
Bir gün yine doludizgin atlarımızla    
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla 
   
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de    
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde 
   
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik    

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
OrduZaferKahramanlıkAkıncı
Benzer Yazılar Yorumlar

Açık Deniz

Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.
Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl
Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl...
Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,
Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,
Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...
Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...
Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,
Rü'yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.
Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular...
Mahzun hudutların ötesinden akan sular,
Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,
Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!
Bir gün dedim ki "istemem artık ne yer ne yâr!"
Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;
Gittim son diyâra ki serhaddidir yerin,
Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin!

Garbin ucunda, son kıyıdan en gürültülü
Bir med zamânı, gökyüzü kurşunla örtülü,
Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi;
Gördüm güzel vücûdunu zümrütliyen deri
Keskin bir ürperişle kımıldadı anbean;
Baktım ve anladım ki o ejderdi canlanan.
Sonsuz ufuktan âh o ne coşkun gelişti o!
Birden nasıl toparlanarak kükremişti o!
Yelken, vapur ne varsa kaçışmış limanlara,
Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara!
Yalnız o kalmış ortada, âsi ve bağrı hûn,
Bin mağra ağzı açmış, ulurken uzun uzun...
Sezdim bir âşina gibi, heybetli hüznünü!

Rûhunla karşı karşıya kaldım o med günü,
Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz!
Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz,
Dindirmez anladım bunu hiç bir güzel kıyı;
Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
HatıraHasretEcdatÇocukluk
Benzer Yazılar Yorumlar

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Şiirler
ÖlümGemi
Benzer Yazılar Yorumlar

Avrupa

Bir konuşmacı “İnkılaplarımızla Avrupa’yı on asır geride bıraktık!” diye nutuk çekerken, Yahya Kemal esefle dizine vurarak:

“Hay Allah ya!” demiş. “Şu Avrupa’yla da bir türlü beraber olamıyoruz. Ya geri kalıyoruz, ya onu geçiyoruz.!..”

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Nükteler
Avrupa
Benzer Yazılar Yorumlar

Resim Yap!

Yeni neslin şâir ve ressamlarından biri, Yahyâ Kemâl'e sorar:

- Ne dersiniz Üstad? Resim mi yapayım, şiir mi yazayım?

Yahya Kemâl:

- Resim yap, resim.

- Fakat siz benim resimlerimi görmediniz ki.

- Öyle ama, şiirlerini gördüm.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Nükteler
EleştiriResimRessamŞairSanatçıŞiir
Benzer Yazılar Yorumlar

Manda

I. Dünya Savaşı'nın mütâreke günlerinde bazıları Türkiye'yi yabancı bir devletin mandası altına koymak istemişlerdi. Bunun üzerine Yahyâ Kemâl:

- Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u almak için tek topunu kırk mandaya çektirmişti. Bunlar koca devleti tek mandaya çektirmek istiyorlar, demiş.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Nükteler
Osmanlı
Benzer Yazılar Yorumlar

Bir Nefes Alacağım...

Yahya Kemâl, şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki dükkanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan tezgahtar:

“Buyurun beyim,” diye atılmış, “Ne alırsınız?”

Yahya Kemal, tebessüm edip:

“Evlat,” demiş, “Müsade edersen bir nefes alacağım.”

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Nükteler
EsnafEsnaflıkSatıcıTezgahtar
Benzer Yazılar Yorumlar

Akşam Yemeği

Yahya Kemâl, dostlarından birine rastlar:

"Bu akşam yemeğini benimle yer misin?"

Dostu cevap verir:

"Hay hay! Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!"

Y. Kemâl gülümseyerek cevap verir:

"İyi öyleyse bu akşam size geliyorum."

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Nükteler
DavetMisafirMisafirlikZiyafet
Benzer Yazılar Yorumlar

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Genel
Hayal
Benzer Yazılar Yorumlar

Bir merhaleden güneşle derya görünür,

Bir merhaleden her iki dünya görünür,

Son merhale bir fasl-ı hazandır ki sürer,

Geçmiş gelecek, cümlesi rüya görünür..

Yahya Kemal Beyatlı
Kategori: Genel
HayatYaşam
Benzer Yazılar Yorumlar

Yahya Kemal Beyatlı

Özgeçmiş

(D 2 Aralık 1884, Üsküp - Ö 2 Kasım 1958, İstanbul), Türk şair, yazar, siyasetçi, diplomat. Doğum adı Ahmed Agâh’tır. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Türk edebiyatı tarihi içinde "Dört Aruzcular"'dan biri olarak kabul edilir (Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim'dir). Sağlığında Türk edebiyatının baş aktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayınlamamış bir şairdir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği ve bürokratlık gibi siyasi görevler üstlenmiştir. Yahya Kemal'in sağlığında hiçbir kitabı yayımlanmamıştır, onun vefâtından sonra açılan 'Yahya Kemal Enstitüsü; şairin, edebiyat tarihçisi Nihad Sami Banarlı tarafından derlenen eserlerini yayınlamıştır. 1961 yılında Çarşıkapı’da Karamustafapaşa Medresesi’nde Yahya Kemal Müzesi açıldı. 1968 yılında Hüseyin Gezer tarafından yapılan bir heykeli İstanbul’daki Maçka Parkı’na yerleştirildi.