Yağmur

Küçük, muttarid, muhteriz darbeler 
Kafeslerde, camlarda pür ihtizaz 
Olur dembedem nevha-ger, nagme-saz 
Kafeslerde, camlarda pür ihtizaz 
Küçük, muttarid, muhteriz darbeler... 

Sokaklarda seylabeler ağlaşır 
Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır; 

Bulutlar karardıkça zerrata bir 
Ağır, muhtazır dalgalanmak gelir; 

Bürür bir soğuk, gölge etrafı hep, 
Numayan olur gündüzün nısf-ı şeb. 

Söner şimdi, manzur olurken demin 
Hayulası karşımda bir alemin. 

Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere; 
Bakıldıkça vahşet çöker yerlere. 

Geçer boş sokaktan, hayalet gibi, 
Şitaban u puşide-ser bir sabi; 

O dem leyl-i yadımda, solgun, tebah, 
Surur bir kadın bir rıda-yı siyah 

Saçaklarda kuşlar -hazindir bu pek! - 
Susarlar, uzaktan ulur bir köpek. 

Öter guş-ı ruhumda boş bir enin, 
Boğuk bir tezad-ı sukun u tanın; 

Küçük, pür heves, gevherin katreler 
Sokaklarda, damlarda pür ihtizaz 
Olur muttasıl nevha-ger, nağme-saz 
Sokaklarda, damlarda pür ihtizaz 
Küçük, pür heves, gevherin katreler...

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
YağmurHüzünDoğa
Benzer Yazılar Yorumlar

Sis

Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman, 
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan 
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi, 
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü; 
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar 
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar! 
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık; 
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası! 
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan, 
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha! 
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan, 
Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi! 
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden 
sefahate susamış bağrında yaşatan. 
Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde 
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın. 
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak, 
ey bin kocadan artakalan dul kız; 
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli, 
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor. 
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün 
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun! 
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi; 
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden. 
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken, 
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi! 
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır, 
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın. 
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri; 
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek. 
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından 
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar? 

Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir; 
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi! 
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar; 
Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar. 
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler; 
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki, 
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur; 
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi. 
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri; 
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler. 
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler; 
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer 
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu; 
“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları. 
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra 
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler! 
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar; 
ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan 
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer. 
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi 
sembole eden harap ve sessiz evler; 
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan 
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş, 
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş! 
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü 
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar! 
Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu 
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp 
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini 
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir! 
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş 
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât! 
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler; 
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar! 
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus; 
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu. 
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki 
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür! 
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için 
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı! 
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan, 
ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”! 
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek 
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar; 
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar. 
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret! 
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm; 
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre! 
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış 
zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet! 
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç; 
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç! 
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca; 
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler, 
hele sizler... 

Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir; 
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi! 

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
SisŞehirFelaket
Benzer Yazılar Yorumlar

Sen Olmasan

Sen olmasan... 
Seni bir lâhza görmesem yâhut, 
Bilir misin ne olur? 
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud 
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar, 
Ve bulur; 
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak 
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu, 
Bu rûh-ı mecrûhu? .. 

Sen olmasan... 
Seni bulmak hayâli olsa muhâl, 
Yaşar mıyım dersin? 
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl; 
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar 
Ne hazin 
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha, 
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim, 
Bu kalb-i muztaribim? 

Sen olmasan... 
Bu samîmî bir îtirâf işte; 
Sen olmasan yaşayamam: 
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte; 
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten? ... 
Akşam 
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu: 
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât, 
Bükâya değse hayat! ..

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
AşkTutku
Benzer Yazılar Yorumlar

Sabah Olursa

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk, 
Eğer bu memleketin sislenen şu nâsiye-i 
Mukadderâtı, kavî bir elin kavî, muhyî 
Bir ihtizâz-ı temâsıyla silkinip şu donuk, 
Şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O gün 
Ben ölmemiş bile olsam, haya pek ölgün 
Bir irtibâtım olur şüphesiz; -O gün benden 
Ümîdi kes, beni kötrüm ve boş muhîtimde 
Merâretimle unut; çünkü leng ü pejmürde 
Nazarlarım seni mâziye çekmek ister; sen 
Bütün hüvviyet ü uzviyyetinle âtîsin: 
Terennüm eyliyor el’ an kulaklarımda sesin! 

Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler, 
Tulû-i haşre kadar sürmez; akıbet bu semâ, 
bu mâi gök bize bir gün acır; melûl olma. 
Hayatta neş’ e güneştir, melâl içinde beşer, 
Çürür bizim gibi... Siz, ey fezâ-yı ferdânın 
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın! 
Ufukların ebedî iştiyâkı var nûra. 
Tenevvür... Asrımızın işte rûh-ı âmâli; 
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli; 
Ziyâ içinde koşun bir halâs-ı meşkûra. 
Ümidimiz bu: Ölürsek de biz, yaşar mutlaka. 
Vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak! 


Günümüz Türkçesi... 

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk, 
Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı 
Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici 
Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk, 
Şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse... - O gün 
Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün, 
Pek az ilişkim olur kuşkusuz; - o gün benden 
Ümidi kes; beni kötrüm ve boş muhitimde 
Bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik 
Bakışlarım seni geçmişte görmek ister; sen 
Bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarısın: 
Ve şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin... 

Evet, sabah olacaktır, sabah olursa, geceler 
Geçer, kıyamete dek sürmez; en sonunda bu gök 
Bu mavi gök size bir gün acır; usanma sakın. 
Hayata neş'e güneştir, usanç içinde kişi 
Çürür bizim gibi... Siz, ey yarın uzaylıların 
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın! 
Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa, 
Işık, ışık... Bugünün işte ruhu, özlemi bu; 
Silin bulutları, silkin o korku gölgesini, 
Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa. 
Ümidimiz bu; ölürsek de biz, yaşar mutlak 
Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak! 

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
GelecekÜmitEvlat
Benzer Yazılar Yorumlar

Promete

Kalbinde her dakika şu ulvî tahassürün 
Minkar-ı âteşini duy, daimâ düşün: 
Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? 
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? .. 
Yükselmek âsûmâna ve gülmek ne tatlı şey! 

Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa… 
Müştâk-ı feyz ü nûr olan âtî-i milletin 

Meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin 
Yüklen, getir -ne varsa- biraz meskenet-fiken, 
Bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen 
Esmâr-ı bünye-hîzini, boş durmasın elin. 
Gör dâima önünde esâtir-i evvelin 

Gökten dehâ-yı nârı çalan kahramânını… 
Ey Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını.

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
ÇalışmakAzimBilimUyuşuklukSorgulamakKurtarıcı
Benzer Yazılar Yorumlar

Ömr-i Muhayyel

Bir ömr-i muhayyel...Hani gülbünler içinde 
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş; 
Bir ömr-i muhayyel...Hani göllerde,yeşil,boş 
Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde 
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü muğfel 
Bir ömr-i muhayyel! 

Yalnız ikimiz,bir de o:Ma'bûde-i şi'rim; 
Yalnız ikimiz,bir de onun zıll-ı cenâhı; 
Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-i siyâhı 
Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim. 
Her sahn-ı hakîkatten uzak,herkese mechûl; 
Bir safvet-i masûmenin âgûş-ı terinde, 
Bir leyle-i aşkın müteennî seherinde 
Yalnız ikimiz sayd-ı hayâlât ile meşgul. 

Savtındaki eş'ar-ı pür-âhenk ile mâlî, 
Şİ'rimdeki elhan-ı muhabbetle nagam-saz, 
Ah istiyorum,göklere âmâde-i pervâz 
Bir lâne-i âvârede bir ömr-i hayâlî... 

Bir ömr-i hayâlî...Hani gülbünler içinde 
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş; 
Bir ömr-i hayâlî...Hani göllerde,yeşil,boş 
Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde 
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü hâlî 
Bir ömr-i hayâlî!

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
HayalYalanÖmürGeçici
Benzer Yazılar Yorumlar

Kimseden Ümmid-i

Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bal 
Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim tairim, 
İnhina tavk-ı esaretten girandır boynuma; 
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
HürVicdanBağımsız
Benzer Yazılar Yorumlar

Han-ı Yağma

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır 
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır; 
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazr! 
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! 

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir 
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? 
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir! 
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! 

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say 
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray, 
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay; 
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! 

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar 
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var. 
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar. 
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! 

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını 
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini 
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini. 
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! 

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! 
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! 
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak, 
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak... 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, 
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
AçgözlülükŞerefYağmaHazıra KonmakSofra
Benzer Yazılar Yorumlar

Haluk'un Bayramı

Baban diyor ki: 'Meserret çocukların, yalnız 
Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle; 
Fakat sevincinle 
Neler düşündürüyorsun, bilir misin? ... Babasız, 
Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi 
Siyah-ı mateme benzer terâne-i îdi! 
Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir; 
Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin; 
Biraz güzellensin 
Şu ru-yı zerd-i sefalet... Evet meserrettir 
Çocukların payı; lâkin sevincinle 
Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor... Halûk, dinle!

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
BabaEvlat
Benzer Yazılar Yorumlar

Doksan Beşe Doğru

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; 
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! 
Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; 
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi... 

Eyvah! Otuz üç yıl o zehir giryeleriyle, 
Hüsranları, buhranları, ehvali, melali, 
Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle 
Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali... 
Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle! 

Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler, 
Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar; 
Dönsün bize o derin nazra-i muğber... 
Heyhat! Otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar 
Heyhat! Ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer 
Silmez fakat elvahını tarih-i muanit; 
Doksan beşi aç! Gölgesi bir tac-ı harisin 
Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit 
Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin. 
Hala o vesavis, o desayis, o mefasit. 

Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam; 
Hala o cehalet, o tecahül ve o techil; 
Hala vatan hissesi bir tude-i alam; 
Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil, 
Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam! 
Hala tarafiyyet, hasabiyyet, nesebiyyet; 
Hala: ‘Bu senindir, bu benim!’ kısmeti cari; 
Hala gazap altında hakikatle hamiyyet... 
Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari; 
Son nağmesi yalnız: Yaşasın sevgili millet! 

Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken 
Sussun diye vicdanına yumruklar inerse; 
Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken 
İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse; 
Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken! 

Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel? 
Düşman diyoruz nerde bu? Hariçte mi, biz mi? 
Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel; 
Düşman bize kanun mu? Ya hürriyetimiz mi? 
Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel. 

Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik 
Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura; 
Heyhat! Otuz üç yıl geri düştük ve mühlik 
Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura 
Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik, 
Ey millete bir sille olan darbe-i münker, 
Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad, 
Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her 
Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad... 

Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser 
Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller 

1912

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
Hayal KırıklığıYozlaşmaKanunsuzluk
Benzer Yazılar Yorumlar

Bir İçim Su

Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden 
Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor 

Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen 
Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor? 

Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen 
Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor 

Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben? 
İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor! 

Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden 
Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor!

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
ÇocukAldanmakGençlik
Benzer Yazılar Yorumlar

Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim

Bana kimsin diye sorma meleğim 
Pek güzel dinle de izah edeyim 
Nam-ı naçizime `Fikret' derler 
Şi're de nisbetimi söylerler 
Kaldığım varsa da gah ekmeksiz 
Kalmadım şimdiye dek mesleksiz 
Nur bekler gibi nısf-ı şebde 
Bekledim on iki yıl mektebde 
Sonra çıktım ne için bilmeyerek 
Bu da bir cilve-i baht olsa gerek 
Bab-ı Ali'ye müdavimlendim 
Ehl-i namus diye mimlendim 
Şimdi bir hayli eser sahibiyim 
`Ahmed Ihsan'da musahhih gibiyim 
Saye-i lutf-i cihan-banide 
Hocayım Mekteb-i Sultani'de...

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
Mekteb-I Sultani
Benzer Yazılar Yorumlar

Balıkçılar

-Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder, 
Bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim, 
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader! 

- Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim 
Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur; 
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta... 

- Olur; 
Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala; 
Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz... 
Çocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz, 
Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz? 

Hâlâ 
Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi 
Döverdi sahili binlerce dalgalar asabi. 

- Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın; 
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme... 
Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın; 
Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme, 
Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zirâ 
Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha! 

Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın 
Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa. 

- Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa? 
- O gitmek istedi; 'Sen evde kal! ' diyor... 
- Ya sakın 
O gelmeden ben ölürsem? 

Kadın bu son sözle 
Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle 
Soluk dudaklarının ihtizâz-ı hâsirine 
Bakıp sükût ediyorlardı, başlarında uçan 
Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine. 
Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cûşan 
Bir ihtilâc ile etrafa ra'şeler vererek 
Uğulduyordu... 

- Yarın yavrucak nasıl gidecek? 

şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin 
Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak 
ilerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak - 
şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin 
Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid! 
Kenarda, bir taşın üstünde bir hayâl-i sefid 
Eliyle engini güya işaret eyleyerek 
Diyordu: 'Haydi nasibin o dalgalarda, yürü! ' 

Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; 'Yürümek, 
Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda... Yürü! ' 
Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine 
Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne? 

Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor: 
Kenarda üç gecelik bâr-ı intizâriyle, 
Bütün felaketinin darbe-i hasariyle, 
Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder 
Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor; 
Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
ÜmitBalıkçılıkKaygı
Benzer Yazılar Yorumlar

Ağustos Böceği İle Karınca

Karıncayı tanırsınız 
Minimini bir hayvandır 
Fakat gaayet çalışkandır 
Gaayet tutumludur, yalnız 
Pek hodgamdır, bu bir kusur: 
Hodkam olan zalim olur. 

Bir gün ağustos böceği 
Tembel tembel ötüp durmak 
Neticesi aç kalarak 
Karıncadan göreceği 
Bürudete bakmaz, gider 
Bir lokma şey rica eder 
Der ki: - Acıyınız bize 
Coluk çocuk evde açız 
Ianenize muhtacız. 
Karınca bir yüreksize 
Layık huşunetle sorar: 
- Aç mısınız? Ya o kadar 
Uzun, güzel günler oldu. 
O günlerde ne yaptınız? 
Böcek inler: - Açız, açız 
Bakın benzim nasıl soldu 
O günlerde gülen, öten 
Sazla, sözle eğlenen ben 
Bugün bakın ne haldeyim! 
Vallah açız, billah açız, 
Halimize acıyınız! 
Karınca eğlenir: - Beyim, 
şimdi de raksedin, ne var? 
'Yazın çalan kışın oynar.'

Tevfik Fikret
Kategori: Şiirler
ÇalışkanlıkBencillikTembellik
Benzer Yazılar Yorumlar

Göz açıldıkça ruh perdelenir.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
Ruh
Benzer Yazılar Yorumlar

En sakin yolculuk uykudur.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
UyumakYolculuk
Benzer Yazılar Yorumlar

Kuşku koşmaktır aydınlıklara doğru.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
KuşkuAydınlık
Benzer Yazılar Yorumlar

Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır. Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
Çalışmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
VatanMillet
Benzer Yazılar Yorumlar

Yiyin efendiler yiyin! Bu han-i istiha sizin! / Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
Açgözlülük
Benzer Yazılar Yorumlar

Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
KadınBeşeriyet
Benzer Yazılar Yorumlar

Bize bol bol ziya kucakla getir; düşmek, etrafı görmemektendir.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
IşıkKaranlıkAydınlık
Benzer Yazılar Yorumlar

Son Sözü:

Halük

Tevfik Fikret
Kategori: Ünlülerin Son Sözleri
Benzer Yazılar Yorumlar

Hak beklediğin bir yola yalnız da olsan gideceksin.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
HakYalnızYol
Benzer Yazılar Yorumlar

Uzun lafın kısası: Ezmeyen ezilir! Nerde bir şeref var, iğreti. Nerde bir mutluluk var, yama.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
EzilmekEzmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Güzel düşün, iyi hisset, aldanma; ne varsa doğrudadır; doğruluk şaşar sanma.

Tevfik Fikret
Kategori: Genel
DoğruDoğruluk
Benzer Yazılar Yorumlar

Tevfik Fikret

Özgeçmiş

(D 24 Aralık 1867 – Ö 19 Ağustos 1915) Türk şair, öğretmen, yayıncı. Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde yetişti. İstanbul doğan, Çankırı Çerkeş'li Hüseyin Efendi ile Refia Hanımın oğlu olan Tevfik Fikret’in asıl adı Mehmet Fikret’tir. Edebiyat-ı Cedide topluluğunun lideri olan Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin pek çok aydınını etkiledi. Türk edebiyatının batılılaşmasında büyük pay sahibidir.