Zevke esir olan değil, hakim olan mesuttur

Aristippos (Aristippus)
Kategori: Genel
NefsZevk
Benzer Yazılar Yorumlar

Suçsuzlar kovalandı, hayvanlar gibi. Karanlıkta iyi gören gözleri aradılar, oymak için.

Paul Eluard
Kategori: Genel
AdaletAdaletsizlikHukuksuzlukSuçsuz
Benzer Yazılar Yorumlar

Kelimeler düşüncemizin giyimleridir.

Chesterfield
Kategori: Genel
Kelime
Benzer Yazılar Yorumlar

Yurdu savunmanın en ucuz yolu, eğitimdir.

Edmund Burke
Kategori: Genel
Eğitim
Benzer Yazılar Yorumlar

En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.

Johann Wolfgang Von Goethe
Kategori: Genel
Devlet
Benzer Yazılar Yorumlar

Ölüm ve vergi... Her ikisi de bu dünyada kesindir.

Benjamin Franklin
Kategori: Genel
VergiÖlüm
Benzer Yazılar Yorumlar

Dâvamız ve dâva için kavgamız hakikat dâvası, hakikat savaşıdır.

Sezai Karakoç
Kategori: Genel
DavaHakikat
Benzer Yazılar Yorumlar

Seyfi Baba

Geçen akşam eve geldim. Dediler: 
- Seyfi Baba 
Hastalanmış, yatıyormuş. 
- Nesi varmış acaba? 
- Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah. 
- Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah! 
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol! 
Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol 
Hem uzun, hem de bataktır... 
- Daha a'lâ, kalınız 
Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız. 
Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde; 
Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde. 
Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak; 
'Gel! ' diyen taşları kurtarmasa, insan batacak. 
Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine, 
Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine. 
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek, 
Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek! 
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim, 
Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim! 
Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse; 
Fenerim başladı etrâfını tektük hisse. 
Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun... 
Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun: 
Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara; 
Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara; 
Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar; 
Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar; 
Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır; 
Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır; 
Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan, 
Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan 
Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer; 
Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler; 
Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı; 
O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları; 
Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler: 
Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler! 
Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil! 
Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil... 
Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil 
Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil! 
Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek, 
Hatm-i enfâs edivermez mi hemen 'cız! ' diyerek? 
O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle 
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele! 
Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi... 
Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi. 
Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener 
Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer, 
Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten. 
Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben! 
İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu. 
Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu. 
Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip 
Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip 
Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık... 
Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık 
Girerim ben diyerek kendimi attım içeri, 
Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri. 
Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak 
Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak! 
Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini, 
Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini: 
- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım! 
Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım. 
Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun... 
Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun. 
Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın... 
Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın. 
Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım 
Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım. 
Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne, 
Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne! 
O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh, 
Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh, 
Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl: 
O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl! 
Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba, 
Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba. 
- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir... 
- Sen otur, ben ararım... 
- Olsa içerdik, iyidir... 
Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme... 
Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime, 
Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan, 
Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan. 
- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın? 
Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın. 
- Mehmed Ağ'nın evi akmış. Onu aktarmak için 
Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün. 
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene! 
İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene. 
Hadi aktamıyayım... Kim getirir ekmeğimi? 
Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi? 
Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası: 
Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası! 
Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iç yapamaz; 
Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz. 
Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman 
Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman 
Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç 
Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç. 
Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma; 
Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma! 
- Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece! 
Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice. 
İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına... 
Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına, 
Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer! 
Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer. 
Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim, 
Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim. 
Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede; 
Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde! 
O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî: 
Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

Mehmed Akif Ersoy
Kategori: Şiirler
SefaletYoksullukVefa
Benzer Yazılar Yorumlar

Kabirleri ziyaret ediniz. Salih kimseleri de ziyaret ediniz. Hayırlı işler yapınız. Böyle yaparsanız, her şeyiniz düzelir.

Abdülkadir Geylani
Kategori: Genel
ZiyaretKabirSalih
Benzer Yazılar Yorumlar

Uzay insanoğlu için çok karmaşıktır. Uzayda insan kocaman bir kütüphanedeki minicik bir çocuğa benzer, çocuk orda ki kitapların yazıldığı bin bir çeşit dili anlamaz, nasıl yazıldığını da anlamaz, dikkatini çeken şey o kitapların karmaşık dizilişindeki ahenktir ve insanoğlu da uzayın ahengini çözmeye çalışabilir ancak.

Albert Einstein
Kategori: Genel
UzayAhenkAnlamak
Benzer Yazılar Yorumlar

Eğer hayata küçük ayrıntılarıyla bakacak olursak ne kadar gülünç görünür. Mikroskopta görülen bir damla su gibidir, tek hücrelilerle kaynayan tek bir damla. Telaşla koşuşturup birbirleriyle mücadele etmelerine nasıl güleriz. İster bu şu damlasında isterse insan hayatının küçük süresi içinde olsun bu korkunç etkinlikler komik bir etki yaratıyor.

Arthur Schopenhauer
Kategori: Genel
HayatAyrıntı
Benzer Yazılar Yorumlar

Dalgınlığına getirmek:

Birinin dalgınlığından yararlanıp kendi isteğini gerçekleştirmek

Anonim (Anonymous, La-Edri)
Kategori: Deyimler
Dalgınlık
Benzer Yazılar Yorumlar

İnsanı taş ya da kırık kalpli yapan bu dünyadan gidiyorum. Beni nereye gömerlerse gömsünler.


Denis Diderot
Kategori: Genel
DünyaÖlümKötülükHayal Kırıklığı
Benzer Yazılar Yorumlar

Çoğunluk kavramaz karşılaştığı şeyleri. Ne de anlar öğretildiği zaman. Yalnızca öyle gözükür.

Heraklitus
Kategori: Genel
ÇoğunlukAnlamakÖğrenmekKavramak
Benzer Yazılar Yorumlar

İnsanlar kulaklarına gözlerinden daha fazla inanırlar.

Herodotus
Kategori: Genel
DuymakGörmekİnanmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.

George Herbert
Kategori: Genel
GözDilKonuşmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Erkekle kadın asla birlikte huzura kavuşamazlar.Ya birbirlerini yiyip bitirirler ya da daha kötüsü sıkıntıdan bunaltırlar.

Oscar Wilde (Oscar Fingal O’Flahertie Wills Wilde)
Kategori: Genel
ErkekKadınİlişki
Benzer Yazılar Yorumlar

Yıllar ağır ağır aşındırır, olgunluk çağına varmış güçleri

Lucretius
Kategori: Genel
ÖmürYaşamOlgunluk
Benzer Yazılar Yorumlar

En düzgün işleyen saat midedir.

Fransız Atasözü
Kategori: Atasözleri
SaatMide
Benzer Yazılar Yorumlar

Hayat böyledir dostum geçer beklemekle, ümitlerin bittiği yerde abdest al ve sabahı bekle.

Muhsin Yazıcıoğlu
Kategori: Genel
HayatBeklemekUmutÖmürSabırÜmit
Benzer Yazılar Yorumlar

Kütüphaneden...

Akşam Yine Toplandı Derinde

Canan gülüyor eski yerinde 
Canan ki gündüzleri gelmez 
Akşam görünür havuz üzerinde, 

Mehtab, kemer taze belinde 
Üstünde sema, gizli bir örtü 
Yıldızlar, onun gülüdür elinde...

Ahmed Haşim