Öğrenmek, zaten bildiğini fark etmektir. Yapmak, onu bildiğini göstermektir.

Richard Bach
Kategori: Genel
BilmekEğitimÖğrenmekYapmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Tasavvuf zamanı en uygun bir şekilde değerlendirmekten ibarettir.

Ebu Said-i Ebu'l Hayr
Kategori: Genel
Tasavvuf
Benzer Yazılar Yorumlar

Tüm tiranlıklar içerisinde akla yapılan eziyet en kötüsüdür.

John Dryden
Kategori: Genel
AkılTiranTiranlık
Benzer Yazılar Yorumlar

Sevgilinin sevmediğini sevmek, sevgi alameti değildir. Rabbimiz dünyayı kötüledi, biz ise onu övmekle meşgulüz.

İbrahim Edhem
Kategori: Genel
Dünya
Benzer Yazılar Yorumlar

Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bilene göre bir destandır.

Lamartine (Alphonse Marie Louise Prat De Lamartine)
Kategori: Genel
Aile
Benzer Yazılar Yorumlar

Onu da Biz Getiririz!

CHP’nin Tek Parti Döneminde Ankara Valiliği Yapan Nevzat Tandoğan, Gösteri Yapan Gençlerden Osman Yüksel Serdengeçti’yi Makamına Çağırarak Serdengeçti’ye:


"Eğer bir gün bu ülkeye komünizm getirilecekse onu da biz getiririz."

Nevzat Tandoğan
Kategori: Tarihte İz Bırakan Sözler
ÖtekiÖtekileştirme
Benzer Yazılar Yorumlar

Seyfi Baba

Geçen akşam eve geldim. Dediler: 
- Seyfi Baba 
Hastalanmış, yatıyormuş. 
- Nesi varmış acaba? 
- Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah. 
- Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah! 
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol! 
Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol 
Hem uzun, hem de bataktır... 
- Daha a'lâ, kalınız 
Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız. 
Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde; 
Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde. 
Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak; 
'Gel! ' diyen taşları kurtarmasa, insan batacak. 
Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine, 
Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine. 
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek, 
Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek! 
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim, 
Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim! 
Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse; 
Fenerim başladı etrâfını tektük hisse. 
Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun... 
Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun: 
Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara; 
Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara; 
Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar; 
Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar; 
Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır; 
Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır; 
Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan, 
Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan 
Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer; 
Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler; 
Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı; 
O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları; 
Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler: 
Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler! 
Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil! 
Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil... 
Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil 
Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil! 
Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek, 
Hatm-i enfâs edivermez mi hemen 'cız! ' diyerek? 
O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle 
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele! 
Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi... 
Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi. 
Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener 
Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer, 
Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten. 
Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben! 
İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu. 
Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu. 
Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip 
Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip 
Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık... 
Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık 
Girerim ben diyerek kendimi attım içeri, 
Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri. 
Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak 
Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak! 
Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini, 
Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini: 
- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım! 
Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım. 
Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun... 
Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun. 
Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın... 
Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın. 
Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım 
Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım. 
Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne, 
Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne! 
O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh, 
Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh, 
Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl: 
O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl! 
Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba, 
Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba. 
- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir... 
- Sen otur, ben ararım... 
- Olsa içerdik, iyidir... 
Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme... 
Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime, 
Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan, 
Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan. 
- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın? 
Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın. 
- Mehmed Ağ'nın evi akmış. Onu aktarmak için 
Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün. 
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene! 
İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene. 
Hadi aktamıyayım... Kim getirir ekmeğimi? 
Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi? 
Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası: 
Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası! 
Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iç yapamaz; 
Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz. 
Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman 
Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman 
Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç 
Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç. 
Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma; 
Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma! 
- Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece! 
Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice. 
İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına... 
Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına, 
Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer! 
Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer. 
Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim, 
Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim. 
Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede; 
Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde! 
O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî: 
Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!

Mehmed Akif Ersoy
Kategori: Şiirler
SefaletYoksullukVefa
Benzer Yazılar Yorumlar

Hayatı bir şölen sofrası gibi bırakmalı, ne susuz ne de sarhoş olarak.

Aristo
Kategori: Genel
HayatÖlçülülük
Benzer Yazılar Yorumlar

Tek mantık düşünebilmekse; evet, akıllıyız.

Aristo
Kategori: Genel
MantıkDüşünmekAkıl
Benzer Yazılar Yorumlar

Gördüğünü herkes sever, sen onda kimsenin görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; tene değil, kalbe dokunacaksın.


Bob Marley
Kategori: Genel
AşkGörmekKalpDokunmak
Benzer Yazılar Yorumlar

 Görünen köy kılavuz istemez:

 Ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır.

Anonim (Anonymous, La-Edri)
Kategori: Atasözleri
AleniGörünmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Kavga bizim yorganın başına imiş:

 Başkaları yüzünden zarar gören kimsenin söylediği söz.

Anonim (Anonymous, La-Edri)
Kategori: Genel
Zarar
Benzer Yazılar Yorumlar

Hayal gücünü besler, korku.

Joseph Joubert
Kategori: Genel
Hayalgücü
Benzer Yazılar Yorumlar

RP Kongresinde DSP'ye çatarken

Milliyetçi solmuş! Abovv! Şuna bakın ya!

Necmettin Erbakan
Kategori: Genel
MilliyetçilikSol
Benzer Yazılar Yorumlar

İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.

Johann Wolfgang Von Goethe
Kategori: Genel
İyilik
Benzer Yazılar Yorumlar

Tasa çekmek:


Kaygılanmak, üzüntü içinde olmak, üzülmek

Anonim (Anonymous, La-Edri)
Kategori: Deyimler
KaygıTasa
Benzer Yazılar Yorumlar

Bize saldıranlar, Hazreti İsa'nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Aliya İzzetbegoviç (Bilge Kral, Alija İzetbegovic)
Kategori: Genel
DinCaniKatliamTecavüz
Benzer Yazılar Yorumlar

Ergenlik çağındaki okuryazar bir genç tarafından yaklaşık iki dakika içinde çürütülemeyecek tek bir savaş nedeni yoktur.

Noam Chomsky (Avram)
Kategori: Genel
SavaşErgenlikÇürütmek
Benzer Yazılar Yorumlar

Büyük bir medeniyet, içten zayıflatılmadığı sürece fethedilemez.

William James Durant- Ariel Durant
Kategori: Genel
MedeniyetFetihZayıflatmak
Benzer Yazılar Yorumlar

Gölge Oyunu

Gölgeme bak gölgeme
Amma aşık, amma divane
Oturmuş kanepesinde gurbet elin
Kendini seyreder gözlerimde
Amma aşık, amma divane.

Gölgene bak senin gölgene
Amma fakir, amma biçare
Ceplerini elleriyle doldurmuş
Aynı kanepesinde gurbet elin
Amma fakir, amma biçare.

Ya öbür adamın gölgesi, öbür
Amma hinoğlu hin, amma hergele
Ayıp fiiller kuruyor belli
Kulakları toprağın üstünde kocaman
Amma hinoğlu hin, amma hergele.

Gölgelere bak gölgelere
Amma işsiz güçsüz, amma avare
Şarkılara inanıyorlar bütün gün
Hepsi de aynı şarkının insanları
Amma işsiz güçsüz, amma avare...

Cemal Süreya
Kategori: Şiirler
Gölge
Benzer Yazılar Yorumlar

Kütüphaneden...

Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.

Sigmund Freud